Nahit Kabakcı’nın Ardından… – Cumhuriyet

By Pazar Kasım 22nd, 2009Basından

“Tam zamanlı koleksiyoner Kabakcı’nın projelerini, koleksiyonuna adını verdiği kızı yürütecek.”

Nahit Kabakcı, kendi deyimiyle “Misyoner Koleksiyoner”, yaşamını sanata adamış, esprili, iyi niyetli, bazen de sivri dilli biriydi. 60 yaşındaydı, son yirmi yılında profesyonel anlamda Türk resim sanatının içindeydi. Bunu ömür boyu sürecek bir maraton olarak değerlendiriyordu. Nitekim öyle de oldu; 2010 onaylanmış projeleri ve 2011 yapılması planlanan sergilerin çalışmaları içindeyken gittiği son Bakü seyahatinde kalbi durdu.

Kabakcı, Almanya’da mühendislik eğitimi almış, birikimli bir işadamıydı. Sanata olan ilgisi üniversite yıllarında Almanya’da başlamıştı. En büyük pişmanlığı, anlattığı üzere, o yıllarda 6 bin mark olan Salvador Dali’ye ait bir tabloyu üç kez alma kararı ile galeriye gidip daha sonra vazgeçmesiymiş. Ancak bu olayın iyi yanı ise Kabakcı’yı koleksiyonculuğa yönlendirmiş olması…

“Tam zamanlı koleksiyoner” Nahit Kabakçı, işine titizliği nedeniyle başta Türkiye olmak üzere, dünyadaki sanat fuarlarını, işbirliklerini ve sergileri yakından izlerdi ve özellikle bu amaçla da seyahat ederdi. Dolayısıyla Türk resim sanatının yükselen bir değer olduğunun farkındaydı. Bugüne kadar hiçbir kurum ya da kuruluşun yapmadığını yaparak Türk sanatını dünya müzelerine taşımayı/tanıtmayı hedefliyordu. Niyeti ilk olarak Avrupa’dan başlamak sonra da Amerika ve Uzakdoğu’ya giderek tüm dünyaya açılmaktı.

Üç yıl önce tanıştığı Karl Ostahaus Müzesi Müdürü Dr. Tayfun Belgin ile bu amacına yönelik çalışmalara başladı. Küçük çekirdek kadro üç yıl sonunda Avrupa’dan dört müzeyle anlaştı ve 2010 sergileri hazırlıkları başladı. Ağustos ayından itibaren Türk resim sanatı için de önemli olan bu projeyi herkesle paylaşmak istedi.

2010 İstanbul Avrupa Kültür Başkenti bağlantılı destek alamaması onu çok üzdü ve sivri dilli çıkışlar yaptı. Haklıydı da bugüne kadar yapılmış en büyük projede yalnız bırakılmıştı. Bu işten biraz anlayanlar soluğu Kabakçı’nın işyerinde aldılar. Röportajlar yapıldı, televizyon programları çekildi. Ancak bazıları ne yazık ki pişmanlık yazılarıyla konuyu telafi edebileceklerini düşünerek erteledi, bazıları da onun bu serzenişini eleştirdi.

O, her şeye karşın yoluna devamda kararlıydı, ancak hiç beklenmedik bir anda hayata veda etti. Koleksiyonuna adını verdiği kızı Hüma ise babasının bu isteğini, cenaze töreni öncesi yaptığı açıklama ile yerine getireceğini açıkladı ve projeye ara vermeden tam kadro yolda yürüyeceğini söyledi.

Nahit Kabakcı, aramızdan ayrıldı ancak gerçekleşecek projeleri ve Türk resim sanatına kattıkları ile hep bizimle olacak.

Sevil Dolmacı
Cumhuriyet Gazetesi